Yıl: 2009

• Tarih: 10 Mart 2009


Abdullah Gül
, “Kürt sorununda iyi şeyler olacak. Yeni bir çağ açılabilir” diyerek açılım sürecini başlatıyor.

• Tarih: 13 Nisan 2009


Murat Karayılan
, Kürt sorununun barışçıl yollarla çözülmesine zemin hazırlamak için 1 Haziran 2009’a kadar tek taraflı ateşkes ilan ediyor.

• Tarih: 29 Nisan 2009:

Tek taraflı ateşkesten iki hafta sonra, PKK Diyarbakır-Bingöl karayolunda mayın patlatıyor dokuz asker şehit.

• Tarih: 5 Mayıs 2009

Hasan Cemal Kandil’de Murat Karayılan ile söyleşi yapıyor.

Murat Karayılan “Öncelik silahların susmasıdır, kimse kimseye saldırmasın. Bu işi kendi aramızda konuşmaya başlayalım önce… Silahla değil, diyalogla işe başlayalım” diye konuşuyor. “Barış fırsatı bu defa kaçmasın” diye ekliyor. “Artık kan dökülsün istemiyoruz. Çünkü yıllar geçer yine aynı noktaya geliriz.”


Hasan Cemal
Karayılan’a soruyor: “Tek taraflı ateşkes, eylemsizlik dedikten iki hafta sonra Diyarbakır ve Hakkâri’de 10 askerin şehit olmasına yol açan son PKK saldırıları neydi?


Karayılan:
“Bundan biz de üzgünüz.” “Merkezden planlı bir şey değildi bu. Yerel düzeyde, sahada kendi inisiyatifleriyle alınmış bir karardı.”

• Tarih: 23 Mayıs 2009

Şunları yazmışım: “Kürt sorununun çözümünde planlar kadar şahısların da tartışılması gerekiyor. (…) Kısaca PKK sözkonusu olduğunda planlar ve projeler kadar şahıslar da önemli. Öyle görünüyor ki hem şahıslar bazında, hem de planlar ve projeler bazında yeni hareketlenmeler var ama bu sorun o kadar da kolay halledilecek bir sorun değil. Umutlu olalım ama heyecana kapılmaya gerek yok…

• Tarih: 28 Mayıs 2009

Karayılan’ın Hasan Cemal’e “silahları susturalım” masajından üç hafta sonra. PKK’nın Hakkâri Hantepe’de döşediği mayının patlaması sonucu yedi asker şehit oldu.

• Tarih: 30 Mayıs 2009

Şunları yazmışım. “Şehit haberleri Kürt sorununun çözüm umutlarına hançer soktu. Gerekçesi ne olursa olsun PKK bu saldırıyı açıklayamaz. Bu saldırı, özellikle uluslararası medyaya çıkıp çözümden söz eden Murat Karayılan’ın samimi olmadığını, samimiyse bile örgütünü kontrol edemediğini gösteriyor.

Bu savaşın tarafları belli değil. Ne PKK’nın kim olduğu ve kimin adına çatıştığı belli, ne de devlet denen yapıyı kimin temsil ettiği belli.”


2009-2011 arasında çok şeyler oluyor. Müzakereler oluyor. MİT-PKK mutabakata varıyor.

• Tarih: 8 Temmuz 2011


Abdullah Öcalan
“Barış Konseyi’nin kurulması için mutabakata vardık. Çatışmalar yeniden başlamasın” açıklamasını yapıyor.

• Tarih: 14 Temmuz 2011


Diyarbakır Silvan’da
dinlenmeye çekilen askerler saldıran PKK 13 askeri şehit ediyor. Yine, yeniden aynı senaryo. Tıpkı 2009’da açılım süreci başlarken olduğu gibi sonuçlandı Açılım. Kısaca, başlarken PKK sabotajıyla başlayan açılım, biterken de PKK sabotajıyla bitti…

İkinci barış denemesi

• Tarih: 1 Haziran 2012

Silvan’dan bu yana hiçbir şey değişmediği halde Ankara’da bazılarını yine açılım ateşi tutu. Yine her şey birinci süreçteki gibi başladı. Bu sefer, Hasan Cemal yerine Avni Özgürel, Murat Karayılan’la söyleşi yapıyor. Karayılan 2009’da anlattığı aynı hikâyeyi anlatıyor: Silahların susturulması barış, sürecinin yeniden başlatılması gerektiğini anlatıyor. Yine Karayılan’dan “barış adamı” devşiriyor müzakereci aydınlar.

Özgürel de, tıpkı Hasan Cemal’in 2009’da sorduğu soruya benzer bir soru soruyor. “Barış sürecine bu kadar yaklaşıldı diyorsunuz bu süreci baltalayan Silvan saldırısını neden yaptınız?”


Karayılan
, 2009’da Hasan Cemal’e verdiği cevabın aynısını veriyor: Silvan eyleminin, örgütün ve kendisinin bir kararı neticesinde gerçekleşmediğini söyleyip “Yerel unsurlar yaptı, kontrol edemedim” diyor.

• Tarih: 9 Haziran 2012


Beşir Atalay
, “PKK’yı Silah bıraktırmaya, teslim almaya kadar giden görüşmeler var” açıklamasını yapıyor.

• Tarih: 19 Haziran 2012

Tıpkı 2009 ve 2011’de olduğu gibi, Karayılan’ın Özgürel’e “barış sürecini yeniden başlatalım, silahları susturalım” demesinden yine üç hafta sonra, PKK yine saldırdı yine şehitler. Bu sefer sekiz şehit…

• Tarih: 19 Haziran 2012

Ben yine aynı içerikli yazıyı yazıyorum: Bu saldırı, medyaya çıkıp çözümden söz eden Murat Karayılan’ın samimi olmadığını, samimiyse bile örgütünü kontrol edemediğini gösteriyor.


Kanaatim şu: ikinci açılım denemesi de birincisi gibi başladığına göre yine yeniden birincisi gibi bitecektir…”

 

Özetle: Yıl 2012

Karayılan aynı sözlerle umut dağıtıyor, PKK aynı eylemleri yapıyor, sonra aynı gerekçelerse bahaneler bulunuyor, aynı gariban çocuklar yeniden ölüyor, ben aynı yazıları yazıyorum, Başbakan’ın çevresinden bazıları aynı müzakereci yalanlara yine yeniden inanıyor/ inandırıyor, bu kısır döngü devam ediyor, Karayılan yine yeniden “barış adamı” oluyor. Bense “PKK’ya güvenmeyin Kürtlerin haklarını ertelemeden verin, PKK sınır dışına çekilmeden müzakere yapılamaz” dediğim için savaşçı…

Sayın Başbakan’dan isteğim şu: çevrenizdeki bazı yetkililer ve müzakereci aydınlar, PKK ve Murat Karayılan’ın barış konusunda samimi olduğuna, PKK’yla bir barışın mümkün olduğuna, müzakere dışında bir opsiyonun olmadığını söyleyip kamuoyu yaratıyorlar. Hatta PKK’ya ve Karayılan’a inanmayanları suçlayıp aşağılamaya hatta kriminalize etmeye çalışıyorlar.


Umarım Başbakan bu yazıyı okur
ve PKK sınır dışına çekilmeden de “PKK’yla müzakere mümkün” diye hem kendisini hem kamuoyunu yanıltan çevresindeki bazı miyopların bu ülkeyi yine aynı yalanlarla aynı felakete sürüklemez. Zira barış süreci yıkılınca barışa duyulan özlem ve umut yıkılıyor her seferinde. Bu da Kürtlerin daha da ayrışmasını sağlıyor. Zaten barış süreçlerini yıkan PKK’nın amacı da bu.


Dağlıca’ya rağmen PKK bir taktik ateşkes peşinde
. Bunu bazıları “barış” diye yutturacak. Bu koşullarda PKK ile barışın neden mümkün olmadığını daha da derinlemesine her platformda, Başbakan’ın çevresi de dâhil, herkesle konuşmaya hazırım. Yeter ki görüşüme başvurulsun…


[email protected]

Haberimizi okuduğunuz için teşekkürler…

Okuduğunuz bu metinler sesi kısılan, nefesi kesilen insanların sesine ses, nefesine nefes verme çabası. Bu çaba, karınca kararınca Nemrut'un ateşine karşı "yerimiz belli olsun" çabası. Bu çaba, 'zalim zulmederken sen ne yaptın?' diye sorulduğunda "dik durdum" deme çabası. Bu çabanın devam etmesini isteyen dostlarımız aşağıdaki ürünü alarak destek verebilirler. Desteğiniz için yürekten teşekkürler.

Bu yayınların devam etmesi için verdiğiniz destek için çok teşekkürler...