Yeni Hayat yazarı Nedim Hazar Türkiye’nin yarınlarını yazdı. Rusya ile yaşanan kriz malum. Gerçi olumsuz her vakıayı bir şekilde başkasına fatura edebilmek gibi üstün vasfı olan yetkililerin bu kriz ve sonrasında yaşananların sorumluluğunu ‘Paralel’den başlayıp ‘Gezici’lere kadar yükleyebilecek kıvraklığa sahip olduklarını görmüştük. Uzmanlar düşüş rakamlarının yüzde 81’e ulaştığını söylüyor ama havuz dışında kalan medyada yetkililerin bu rakamları internetten kaldırdığını okumuştuk bir vakit. Esasen bu da bir yöntem, erişimi engellemek ya da siteyi toptan uçurmak.
Belki başka bir yazı konusu olmalı bu ama bugünkü mevzumuz değil.
Mevzu şu; ülkede yaşananların yabancı ülkeleri ürkütmesi, terör ve giderek yükselen totaliter eğilimler, Türkiye’yi gederek kendi içine kapattığı için yabancı turist sayısı tarihte görülmemiş şekilde azalmış durumda. Gerçi bazı vakıf, dernek ve sektör kuruluşları kendilerince çözüm arayışındalar, haklarını yememek lazım. Örneğin (gazete haberinden aynen aktarıyorum) ATSO Başkanı Davut Çetin’in, Kültür ve Turizm Bakanı Ünal’a sunduğu raporda, turizm sektörü açısından önerilere de yer verilmiş. 10 maddelik öneriler arasında, EXPO’nun büyük bir tanıtım atağına dönüştürülebileceği, Antalya’da Madonna, Jennifer Lopez, Justin Bieber gibi isimlerle konserler verip, hedef pazarların ilgisinin canlandırılabileceği kaydedilmiş.
Popüler yıldızlar getirilip turizm canlandırılamayınca, sanırım başka bir yöntem bulunmuş. Onu da iki gün önce öğrenmiş olduk. Hükümet, ekonomik sıkıntıyı aşmak için memurları zorunlu tatile göndermeyi planlıyormuş. Turizm Bakanlığı 1 milyon memuru, boş kalan turistik tesislere tatile gönderip ücretini 12 ayda maaştan kesmeye hazırlanıyormuş…
Projenin mantığı çok basit; memurlar neredeyse hayalet şehirlere dönen tatil yörelerindeki otellere tatile gönderilecek. Tatil ücretleri ise memurun maaşlarından 12 taksitte kesilecek. Böylece hem tatil yörelerindeki durgunluk son bulacak hem de memurun maaşından kesinti yapılarak para devlette kalacak!
Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk da konuya çok soğuk değil aslında. Koncuk, memurların büyük kısmının asgari geçim sınırı altında gelire sahip olduğunu hatırlatarak, “Memur zaten tatil yapamıyor. Hükümet eğer memura tatil yaptırmak istiyorsa tatilin 6 aylık bölümünü devlet karşılasın. Bu şekilde özendirici olabilir” diyor.
Rusya ile uçak krizi ilk yaşandığında doğalgaz konusunda tartışmalar yapılmış ve “ne olacak biz de gerekirse tezek yakarız” noktasına gelinmişti.
Aslında yaşananlar tarihsel açıdan hiç yabancı değil. 18. yy. İtalyan yazarlarından Gozzi’nin dillendirdiği, daha sonra komedya yazarı Carlo’nun dört başı mamur hale getirdiği 36 dramatik duruma çok uygun şeyler yaşıyoruz.
İş bu sebeple ülkemizde olan bitenleri uzak ve yakın geçmişte yaşayan başta toplumlarda var. Misal Özbekistan…
Özbekistan, meseleyi şöyle çözmüş: 2015 yılında memurlar maaşlarını alamayınca devlet maaşları patates, havuç ve balkabağı olarak ödeyerek!
Bu sene ise ürün kapsamını genişletmiş Özbek yetkililer ve mesela öğretmenlerin maaşlarını nakit para yerine civcivle ödemişler. Her civciv iki buçuk ABD doları sayılarak ödenmiş maaşlar. Gerçi, piyasada civcivin değeri bunun yarı fiyatıymış ama devletin kestiği parmağa kimsenin itiraz edecek hali yoktur sanırım!
BBC’ye konuşan bir Özbek yetkili tepkileri anlamsız bulmuş, şaka bile yapmış hatta: “Bunda ne sorun var? Kahvaltıda tavuk çorbası, öğlen tavuk kızartması ve akşam da tavuk yeriz. Hiç olmazsa vitamin alırız!”
Türkiye civcivli günlere doğru emin adımlarla ilerliyor sanırım…





