Yukarıda beyefendiye karşı nezaketten iki büklüm olup…İ
ki satır aşağıda cemaate “ettiniz, buluyorsunuz” diyen…
Yine…
Hakkaniyeti elden bırakmama görüntüsü altında, hemen her gün hanımefendiyi savunan köşeler…
En az iktidar yalakaları kadar sinsi ve zalimdir.
Ortak düşman “paralele” acımadan çakarlar.
Bu yaftayı yapıştırdıkları polis, hakim, savcı, rektör, gazeteci, akademisyen, hayırsever…
Tümünün operasyonlanmaya müstehak olduğuna inanırlar.
Dün, dostlarının maruz kaldığı sıkıntıları “hukuk ve ahlak” zaviyesinden tam sayfa röportajlarla nazara verirken…
Bugün olan biteni “rövanş” kabul edip çekirdek çitleyerek izlerler.İntikamcı ve insaniyetten uzaktırlar.
Şu günkü muktedirlerden daha az faşist değildirler.
Birinci tip bu.Gücün yanında hizalanır…
Bi kere düşmeyegör, bir darbe de bunlar vurur.
**
İkinci tip gazeteci grubu ise…
On küsür senedir havuzun keyfini çıkarırken ses etmeyip…
Şimdilerde bıdırdanan grup.
Ortak özellikleri:
-Havuzdaki hemcinslerini kıyasıya eleştiriyorlar.
-Onun bunun itibarsızlaştırılmasına…
-Ona buna paralelci yaftası yapıştırılmasına kızıyorlar.
Geçen bunlardan biri aramıştı.
Attığım bir tweet’e alınmış, telefonda “siz şöyle yaptınız, siz böyle ettiniz” diye bindiriyor.
“Siz” diye kastettiği malum.
“Paralelci” yaftasını yemişiz bir kere, verip veriştiriyor.
İnternete düşen ses kayıtlarını hatırlatınca dedim ki:
“Başbakan da illegal kayıtları eleştirdi güya ama ‘ananas, güneydeki güzel ülke’ gibi işine gelenleri kullanmaktan çekinmedi.”
“Bunu bana niye anlatıyorsun, ona soracaksın” demez mi.
Anında iyot gibi ayırdı kendini.
Oysa, beni çoktan kafasında bir gruba koymuş ve “paralelciler” diye konuşulan her şeyi üzerime boca etmişti az önce
.İkinci tip gazeteci de bu
.**
Bu iki grup gazeteci güruhu da esasen rahatsız tipler.
“Kendimi habis ruhlardan nasıl ayırırım” diye kıvranıp dururken, dengeyi de bırakmamaya çalışıyorlar.
Kusura bakmasınlar, ikisi birarada olmaz.
Aynı köprüde haşrolacaksınız!
Al birini vur ötekine, vesselam.





