Ahmet Davutoğlu’na yakın Yeni Yüzyıl gazetesi yazarı Murat Seçin isyanda. Yeni Yüzyıl’ın sahibinin üniversitesi Haliç Üniversitesi’ne el konulmasının ardından kağıt baskıyı durdurup internetten yayına devam eden gazete Erdoğan’a bayrak açmış durumda. Murat Seçin en büyük paralel Abdullah Gül diye başladığı yazısında Erdoğan’ı dostlukların üstüne jöle sürmekle itham etti. İşte Murat Seçkin’in “Pelikanlı Değil Delikanlı Dosya” başlıklı yazısı:
BENİM tanıdığım en büyük paralelci Abdullah Gül’dür… Devlet Bakanı olduğu dönemde yabancı bir heyete verdiği yemeğin ve personelin yediği yemeğin parasını cebinden ödediği için paralelci, fitneci siyasetçinin tekidir…
Tanıdığım ve bildiğim ikinci büyük paralelci Ahmet Davutoğlu’dur… “Benim için yoldan önce önemli olan yol arkadaşıdır. Yol arkadaşlarımın benimle olmadıklarını anladığım anda bunu bana söylemelerini isterim. Cumhurbaşkanımızla son nefesime kadar vefa ilişkisini sürdüreceğim. Cumhurbaşkanı’nın ailesi benim ailemdir” diyerek başbakanlığa veda ettiği için fitne ateşini yakmıştır. Tanıdığım en ilkesiz gazeteci Mustafa Karaalioğlu’dur.
Mustafa Mutlu kendisine, “AK Parti genel merkezinden geliyormuş gibi konuşuyorsunuz” dediğinde “Ben gazeteciyim. AK Parti Genel Merkezi’ne de giderim, CHP Genel Merkezi’ne de. Sizin gibi Genelkurmay Karargâhı’ndan gelmiyorum” dediği için paralelcidir… Devlete ihanet etmiştir… “Paralel yapıya operasyonlar üst perdeden sürmeli” dediği için kendisini paralel yapı içinde gizlediği de apaçık ortadadır…
Tanıdığım en büyük yolsuzlukları yapan adamlardan biri de Mansur Topçuoğlu’dur… Yaptığı yolsuzluklar saymakla bitmez… En basitinden YÖK’ü dolandırmıştır.
Benim bu ülkede güvendiğim tek gazeteci vardır. O da Yiğit Bulut. Hani yıllar önce, “Bu ülkede insanlar evine ekmek götürebilmek, çocuklarını okutabilmek için sabahın köründe yollara düşüyor, hükümet fındık üreticisine ‘Ne halin varsa gör’ diyor, Başbakan (ki o dönem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan) şehit aileleri için ‘Şimdi onları mı dinleyeceğim’ buyuruyor, memura gelince herkesin eli titriyor ama Ofer’e olunca ‘herkes tek tek dinleniyor, ülkenin kaynakları ve imkânları’ imar planı değişikliğine varıncaya kadar seferber ediliyor. Sevgili dostlar, son beş yılda özellikle AKP iktidarı döneminde belediyelerde yapılanları, transfer edilen toprak-imar rantını görünce artık isyan ediyorum. Bu kadar kör göze parmak, bu kadar adam kayırma, bu kadar açık ve herkesi aptal yerine koyan sermaye transferi olmaz” diyen Yiğit Bulut. Adam budur…
Delikanlı budur. Gazeteci budur…
Gezi eylemleri oluyor… Tayyip Erdoğan yurtdışında… Abdullah Gül ve Bülent Arınç çıkıp toplumun gazını alıyor… “Gençler mesaj alınmıştır” diyorlar… Tabii ki ikisi de paralelci. Üst akıl yönetiyor onları. Ama Yiğit Bulut, Tayyip Erdoğan’la bulunduğu uçakta, “Başbakanım bu bir darbe girişimi” diyor. Yiğit bu… Sözüne güvenmemek olmaz. Gerçekleri görmesini sağlıyor Erdoğan’ın…
İkinci güvenilir gazeteci de İsmet Berkan’dır mesela… “Kabataş’ta görüntüleri gördüm… Gerçekten Çok vahim” yazıyor… Görüntüler çıkıyor…
“Bir hıyarlık ettik işte” diyor ve sıyrılıyor işin içinden… Hiçbir gazetecinin aklına da “Sana bu görüntülerin olduğunu kim söyledi” diye sormak gelmiyor her nedense.
Baykal’ın kaseti var… MHP’li birçok vekil ve eski yöneticilerin de kaseti vardı. Berkan’a bu soru sorulmuyor. “Acaba Berkan’ın da kaseti mi var birilerinin elinde” diye ben soruyorum? Yoksa Berkan, yüzlerce defa “Paralel yapı bana görüntü olduğunu söyledi. Ben de kandım” diye itirafta bulunur pozisyon alırdı… Velhasıl güvenilir adamlardan birisi de İsmet Berkan… Paralelci değil… Cemaatçi değil…
Şimdi iki paralelci olmayan isimden daha bahsedeceğim. Birisi eski Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, diğeri 2014’te üçlü kararnameyle paralele yakınlığı nedeniyle görevden alınan Gençlik ve Spor Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanı Türker Turan Yıldız. Türkiye Spor Bilgi Bankası adıyla bir ihale açılıyor. İhale bedeli 2.000.000 TL. Paralel bir şirkete vermek için ihale şartnamesine eklenmedik komik madde kalmıyor. İhale kabul ediliyor ve istenilen paralel şirkete veriliyor. Her nedense ihale iptal edilip yeniden düzenleniyor ve ihale bedeli 2.000.000 TL’den 2.500.000 TL’ye çıkarılıyor. Yine aynı şirketler alıyor ihaleyi. Ama tabi bunlar paralelci değil. Bunlar temiz adamlar.
Şimdi soruyorum: Abdullah Gül’ün cebinden parasını ödediği yemek mi devlete bu kadar zarar verdi? Davutoğlu’nun devleti 1 kuruş dolandırdığına mı inanıyorsunuz? Karaalioğlu ne kadar büyük bir yolsuzluk yaptı da yolsuzluktan kazandığı paraları alıp yurt dışında yaşamak yerine Türkiye’de zar zor kendini ayakta tutabilen bir gazete kurdu?
Bu insanların tek suçu seni sevmek ve yanında yer almaktı Tayyip Erdoğan. Hatta “Sayın Cumhurbaşkanım” diyeyim… Dün Mansur Topçuoğlu’yla sohbet ettim. “Mücadele edecek olsam bile Tayyip Erdoğan’a âşık bir adamım ben” dedi… Bizzat açıklayayım… “Ben seni sevmiyorum…” Nazım’a vatandaşlık verdiğinde ve Kürt sorununu çözmek için adım attığında sana âşık olmuştum… ‘Platonik’ diyelim. Tamam güçlü Türkiye olsun ama artık yalvarıyorum ülkenin ve dostlukların üstüne jöle sürülmekten vazgeçilsin. Ahde vefa bir ülkenin güçlü olmasının ilk adımıdır bence… Gerçi ben kimim ki? “Yiğit Bulut, Ethem Sancak, Murat Kelkitlioğlu ve Hilal Kaplan” dışında hepimiz paralelci değil miyiz zaten?… Gözlerimiz var görmez… Kulaklarımız var duymaz…





