Son bir ayda PKK sürecine ilişkin ilginç gelişmeler yaşandı. Bunların bir kısmı ucundan kıyısından kamuoyuna yansıdı bir kısmı yansımaya devam ediyor. En son Diyarbakır Emniyet Müdürü satır aralarıyla birlikte okunduğunda çok önemli bir değerlendirme yaptı. PKK’lıların dağa çıkış süreci öncesinde herkesin sorumlu olduğunu söyledi. Çatışmada öldürülen PKK’lıların da aileleriyle birlikte şeytanlaştırılmaması gerektiğini anlattı. Bu insani çıkış yeni bir süreç mi başlıyor sorusunu da gündeme getirdi.

İki haftadır özellikle Kürt çevrelerinde yaptığım araştırmalarda ağustos sonu ile eylül ayında Kürt sorunu konusunda perde gerisinde çok ilginç gelişmelerin yaşandığını öğrendim. Anlatayım:


1)
Celal Talabani uzun süredir Almanya’da bir hastanede tedavi görüyordu. 17 eylülde ülkesine döndü. Talabani Irak’a dönüşünden önce MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la hastanede bir görüşme yaptı. Bu görüşmeyi Almanya’dan değişik kaynaklardan da doğrulattım. Fidan Talabani’den PKK’nın ateşkes ilan etmesi için aracı olmasını istedi. Talabani bunu kabul edeceğini söyleyip devreye girdi ancak sonuç alamadı.


2)
Bu süreçte yine devletin inisiyatifiyle Ankara’da paralel bir tartışma başlatıldı. Âkil Adamlar grubu oluşturulup taraflarla görüşmeye başladı ancak bu girişime de Murat Karayılan kapıyı kapattı.


3)
Sürece paralel bir görüşme de Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ile yapıldı ve Öcalan’dan İmralı’ya gitmesi istendi. Mehmet Öcalan 21 eylülde İmralı’ya gitti Öcalan’la görüştü.


4)
Yine süreçle bağlantılı olarak 28 eylülde Talabani’nin Ankara’daki temsilcisi ile Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk Celal Talabani Irak’a dönünce Kuzey Irak’a gittiler. Bu ziyaret sırasında PKK liderleriyle de görüşüp neler yapılması gerektiğini konuştular. Burada PKK liderleri Öcalan’ın İmralı’dan çıkmadan yeni bir görüşme sürecinin olmayacağını ifade ettikleri belirtiliyor.


5)
Hakan Fidan’ın başlattığı girişimle PKK’nın ve Öcalan’ın yeni bir Oslo sürecine sıcak bakacağı hesap ediliyordu. Öncelikle tansiyonun düşürülmesi ve seçimlere gidilirken çatışmasız bir ortamda seçimlerin yapılması planlanıyordu. Ancak buna hem Öcalan hem de PKK liderleri karşı çıktı.


6)
Bu süreçte Mehmet Öcalan ilginç açıklamalar yaptı. Mehmet Öcalan, yaptığı açıklamada Abdullah Öcalan’ın “Son dönemdeki eylemlerinin hemen hemen tümü sorumsuzca. Bu saldırılar halklar arasındaki bu köprüleri ortadan kaldırmaya yönelik. Bunun önüne geçmek gerekiyor. Bu kopuşu engellemek için, köprüler yıkılmasın diye, elimden geleni yapacağım” dediğini söyledi medyaya. Ancak yaptığım araştırmada Mehmet Öcalan’ın abisinin mesajının tümünü medyayla paylaşmadığıdevletin yönlendirmesiyle sadece bir kısmını paylaştığını öğrendim.


Abdullah Öcalan’ın kardeşi vasıtasıyla Türk kamuoyuna ve PKK’ya iki ayrı mesaj gönderdiği, özellikle serseri kurşun gibi saldırılar düzenlenmemesi gerektiğini, önümüzdeki dönemde de saldırılara devam edilmesini, özellikle metropollere yönelinmesi gerektiğini söylediği belirtiliyor.
Konuştuğum Kürt kaynaklar Öcalan’ın talimatıyla KCK yapılanmasının yeni bir eylem stratejisi benimsediği özellikle araç bombaları gibi bombalama türleriyle kış boyunca da büyük şehirlerde eylemler yapacağını ifade ediyorlar. Yani özellikle yandaş medyanın büyük başlıklarla kamuoyuna yansıttığı gibi Öcalan’ın PKK’nın eylemlerinden rahatsız olmadığı, Öcalan’ın rahatsızlık nedeninin PKK’nın özellikle Hakkâri’deki Vur-Kal stratejisi nedeniyle büyük kayıplar vermesinden kaynaklandığı ifade ediliyor.

Öcalan’ın kardeşi üzerinden gönderdiği mesajda yapılacak eylemlerin hedefinin kendisinin İmralı’dan çıkarılmasına yönelik eylemler olması gerektiğini ifade ettiği, İmralı’dan çıkmadan da PKK konusunda devreye girmeyi kabul etmediği ifade ediliyor.

Nitekim Murat Karayılan, Öcalan’dan gelen mesajdan sonra çok kritik bir açıklama yaparak yeni bir Oslo sürecinin başlaması için Öcalan’ın İmralı’dan çıkarılması gerektiğini şart koştu.

KCK adına yapılan açıklamada da “Devrimci Direniş Hamlesi karşısında zorlanan Türk devleti, Kürt sorununda demokratik çözümü gerçekleştirmek için değil, yeniden boş vaatlerle oyalamayı amaçlayarak halkımızın, gerillamızın direniş hamlesini gevşetmeye yönelik taktiksel amaçlı çıkışlar yapmıştır. İmralı ve Oslo görüşmelerinin yeniden olabileceğini dillendirerek, ailesinin Önderliğimizle bir defaya mahsus olan görüşmesini karşıt siyasi hamlesinin zemini yapmaya çalışmıştır. Önderliğimizin ‘sağlık, güvenlik ve özgür hareket etme’ şartları yerine getirilmediği sürece Kürt halkı ve hareketimiz nezdinde, AKP devleti tarafından söylenen hiçbir sözün siyasi bir değeri ve toplumsal bir karşılığı olmayacaktır” deniyor.

PKK, Öcalan’ın kamuoyuna yansımayan mesajlarının üstüne net bir açıklama yaparak savaşa devam edeceğini duyuruyor. Zira daha önce de belirttiğim gibi PKK Hakan Fidan’ın Almanya’da Celal Talabani ziyaretiyle başlattığı süreci bir zafiyet olarak okudu ve Fidan’ın talebine ret cevabı vermiş oldu.

Hakan Fidan’ın Celal Talabani üzerinden başlattığı son müzakere süreci de duvara tosladı. Öcalan yeni sürecin başlaması için İmralı’dan çıkarılması gerektiği konusunda ısrarcı. Bunun karşılığında MİT’in şimdilik ne hamle yapacağı bilinmiyor ama önümüzdeki aylarda PKK’nın Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan çıkarılması konusunda baskı oluşturmak için büyük şehirlerde bomba yüklü araçlarla eylemler yapacağı ifade ediliyor. Nitekim 4 ekimde Diyarbakır’da 200 kg. bomba yüklü bir araç yakalandı. Bu aracın Öcalan’ın talimatları doğrultusunda yapılacak eylemler dizisinin başlangıcı olarak bomba yüklendiği ifade ediliyor.

Eğer hükümet yetkilileri Abdullah Öcalan kardeşi üzerinden PKK’ya kış aylarında daha stratejik hedeflere yönelin diye talimat vermedi diyorsa buyursun son görüşmenin tutanaklarını açıklasın.

MİT veya hükümet yetkilileri de Fidan’ın Celal Talabani ile Almanya’da bir hastanede görüşüp görüşmediğini açıklasın. Kamuoyunun bunları bilmeye hakkı var.
[email protected]

Haberimizi okuduğunuz için teşekkürler…

Okuduğunuz bu metinler sesi kısılan, nefesi kesilen insanların sesine ses, nefesine nefes verme çabası. Bu çaba, karınca kararınca Nemrut'un ateşine karşı "yerimiz belli olsun" çabası. Bu çaba, 'zalim zulmederken sen ne yaptın?' diye sorulduğunda "dik durdum" deme çabası. Bu çabanın devam etmesini isteyen dostlarımız aşağıdaki ürünü alarak destek verebilirler. Desteğiniz için yürekten teşekkürler.

Bu yayınların devam etmesi için verdiğiniz destek için çok teşekkürler...