Detektifliğin ilk adımıdır. Paranın izini süreceksin. Yazılarımın özü itibariyle işim güvenlik siyaseti yazmak ve bu çerçevede siyasal ilişkileri incelemek. Ancak itiraf etmeliyim ki yazılarımın en zayıf tarafları işadamalarının siyasetçilerle ilişkilerini incelemek. Bu noktayı hep “ekonomi-politik” olarak gördüğüm için çoğunlukla ihmal ettim. Oysa en ilginç hikayelerin başlangıç noktası aslında ekonomi-politik ile başlıyor.

Bugünkü hikaye de öyle başlamış. Aslında araştırma ABD’de gelişen bir olayla başladım. Biliyorsunuz Başkan Trump’un en yakın adamı Ulusal Güvenlik Danışmanı Micheal Flynn Rusya ile olan yakın bağlantısı nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı.

Konuyu takip etmeyenler için hemen bir parağraflık bir giriş yapalım. Flynn Obama yönetiminde Savuma İstibarat Başkanlığı görevinde bulunurken, daha önce görev yaptığı Afganistan’da bulunduğu sırada “gizli” belgeleri istenmeyen kişilerle paylaştığı için (muhtemelen Rurlara yakın kişilerle) emekli olmaya zorlamış o görevden emekli olmuştu. Daha sonra Putin’in propaganda kanalı Russia Tuday’in kuruluş yılına katılmış, Putin ile aynı masada poz vermişti. En son Trump’ın çok tartışmalı kampanyasında Trump’a destek vermiş. Hatta Trump’a destek veren ABD’li generalleri organize ederek Trump’ın güvenini kazanmıştı.

Kampanya döneminde, 15 Temmuz darbesi olduğu gece yaptığı konuşmada Erdoğan rejiminin gitmesi gerektiğini anlatan vir videosu ortaya çıkmıştı. Ancak aynı Flynn’in seçimden bir gün önce, ilginç bir şekilde Washington’un siyasi gazetelerinden Th Hill’de Erdoğan’ı destekleyen bir yazı yazmış, Fethullah Gülen’in ABD’den gönderilmesi gerektiğini anlatmıştı.  Flynn’in bu dönüşü haliyle ABD’li gazetecilerin dikkatini çekti. Araştırdıklarında Flynn’in İzmir’de doğup Hollanda’da büyüyen Kamil Ekim Alptekin’in şirketine lobicilik yaptığı ortaya çıktı. Türkiye’de iş yapan genç iş adamı Kamil Ekim Alptekin de bu sayede radarıma girdi.

 Bugün Flynn istifa edince aklıma takılan soru şuydu: AKP Rusya’ya yakınlığından dolayı istifa etmek zorudna kalan Flynn’e nasıl ulaştı. Öyle ya başka biri değil  illa da Rusya’ya yakın bir generali, Washington’daki binlerce lobici ve binlerce general arasından, eliyle bulmuş gibi nasıl buldu? Bu soru AKP’nin “maharetli” genç işadamı Kamil Ekim Alptekin’e yoğunlaşmama neden oldu.

İşte bu öykü Kamil Ekim Alptek’in öyküsü. Aslında öyküde yer alan %100’lük bilgilerin hepsi açık kaynaklardan. Öykünün %90’ı da Kamil Ekim Alptekin’in verdiği söyleşilerden. Ancak söyleşileri dikkatlice okuduğunuzda hep bir parçanın eksik olduğunu hissediyorsunuz. İşte bu öyküyü yeniden yazmamın nedeni o “eksik parçayı” bulmam. O eksik parça “5. Element” gibi tüm bağlantıları birleştirip bizi Rusya’ya Ergenekon’a Avrasyacılara ve oradan Trump’a balayacak öykünün ta kendisi.

Başlayalım…

Önce şirketindeki özgeçmişi ile başlayalım:

Kamil Ekim Alptekin, 1977 Ankara doğumlu olan Alptekin; Türkçe, İngilizce, Hollandaca, Fransızca ve Almanca dillerini bilmektedir. Ekim Alptekin, Nigar Talibzade ile evli, Emir, Sara ve Lara Alptekin’in babasıdır.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) altında faaliyet gösteren Türk-Amerikan İş Konseyi (TAİK) Yürütme Kurulu Başkanı olan K. Ekim Alptekin, Arnavutluk Fahri Konsolosluğunun, yanı sıra Ayrıca Avrupa Dış İlişkiler Konseyinin (ECFR) ve TUSİAD’ın üyesidir.
Ekim Alptekin Utrecht Üniversitesi’nde hukuk ve ekonomi öğrenimini tamamlamıştır. Mezuniyetini takiben Alptekin ABD’ye taşınmış ve Temsilciler Meclisi’nde Uluslararası İlişkiler Komitesi (HFAC) ve farklı uluslararası kurumlarda görev yapmıştır.

K. Ekim Alptekin, Eclipse Aerospace Inc. ve EA Havacılık A.Ş. dahil olmak üzere havacılık, inşaat (EA Gayrimenkul Geliştirme Inşaat Yatırım A.Ş.) ve turizm (One Colony A.Ş.) alanlarında faaliyet gösteren birçok şirketin kurucusu ve ortağıdır.

Alptekin, 2008 yılında yeniden yapılandırılan ABD’li hafif jet üreticisi Eclipse Aerospace Inc. şirketini satın alınmak için EA Havacılık A.Ş.’yi kurmuş ve EA Group’un temellerini atmıştır. Merkezi Albuquerque, New Mexico’da bulunan Eclipse Aerospace Inc.’in kurucu ortağı olarak havacılık sektörüne giren EA Havacılık A.Ş., Amerika da ilk uçak sanayi yatırımı yapan Türk şirketi olma unvanını taşıyor. EA Havacılık, aynı zamanda Eclipse 500 uçağının Avrupa, Rusya, Türkiye ve Orta Doğu’yu kapsayan geniş bir coğrafyada satış temsilciliğini üstleniyor. İstanbul Atatürk Havalimanı’nda kurduğu Avrupa’nın ilk Eclipse Aerospace Platin Servis Merkezi ile Eclipse 500 sahiplerine, bakım, onarım ve geliştirme hizmetleri sunuyor.

Alptekin, havacılık sektörüne yaptığı yatırımın ardından, 2011 yılında kurulan EA İnşaat şirketiyle İstanbul gayrimenkul sektörüne Kartal Kule ve Beykonak Evleri projeleriyle giriş yaptı (www.eainsaat.com.tr). EA İnşaat, “International Property Awards” tarafından “Avrupa’nın En İyi Mimari Projesi Ödülü”ne layık görülen “Kartal Kule” projesini geliştirmiştir.

Peki bu başarı hikayesi nasıl oldu. ABD’de havacılık şirketi kurup, Körfez şehylerine uçak satan bu başarılı işadamı parayı nereden buldu. Annesi babası mi zengindi? Nasıl yaptı da bu genç yaşta bu kadar başarılı oldu?

Uçakla künefe söyleyen bu genç işadamının medyada çıkan öyküsü hepinizi çarpacak, ve fakat sonuna gelene kadar ağzınızda bir kekre tat bırakacak. Eğer iyi bir öykü okuyucusuysanız hep “bir şeyler eksik”  duygusuna kapılacaksınız. Ben bu duyguya kapıldığım için araştırdım.

Ekim Alptekin Amerika’da yalnızca bir yıl yaşadığı halde ülkenin en başarılı Türk girişimcileri arasında anılıyor. Zira, Amerika’ya sanayi yatırımı yapan ilk Türk iş adamı sayılıyor. New Mexico’nun Albuquerque kentinde iflas etmek üzereyken satın aldığı uçak fabrikasında çift motorlu Eclipse 500 jetlerini üretip satıyor. Aslında Hollanda’da büyümüş. Anne babası öğretmenlik yaparken üniversite dahil tüm eğitimini burada almış. “Hollanda’da 20 yıl yaşadım. Amerika’da sadece 1-1.5 yıl kaldım. Ama o süre içinde Avrupa’da hiç hissetmediğim kadar Amerikalı hissettim” diyor

Alptekin’in yolu Amerika’ya ilk kez 2002’de düşüyor. Hollanda meclisinde çalışırken eski bir üniversite hocası vasıtasıyla prestijli bir “fellowship” programıyla Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne giriyor. O dönemde komite başkanı ile sık sık Beyaz Saray’a giden Alptekin, dönemin ABD Başkanı George W. Bush’la da tanışıyor, hatta toplantıların bitmesini beklerken Bush’un köpeği Barney ile de bolca vakit geçiriyor.

Amerika’dan sonra Hollanda meclisindeki işine dönen Alptekin, bir yıl da Fransa’da Interpol’da çalışıyor. Sonunda 2005’te Türkiye’ye kesin dönüş yaparak savunma ve güvenlik çözümleri sunan bir şirket kuruyor. Aynı dönemde Eclipse 500’ün temsilciliğini alıyor.

Bilal ve Sümeyye Erdoğan’ın ortağı Atasay Kuyumculuk’un sahibi Cihan Kamer’i ortak olmaya ikna ederek 2007’de Türkiye merkezli bir filo işletim şirketi kurmak için 120 uçak siparişi veriyor. Ancak proje Eclipse Aviation’ın iflas etmesiyle proje ölü doğuyor. Alptekin de fabrikayı satın almaya karar veriyor.

“Şirketin iç yüzünü çok iyi biliyordum. 1.5 milyar dolar yatırımı olan fabrikayı iflastan 40 milyon dolara satın aldık. Fırsat ülkesi dedikleri şey biraz da bu… Sırf bilgi sahibi olmak beni fabrikanın ortağı haline getirdi” diyor.
Fabrika iflasını istedikten sonra 2.5 ay içinde çeşitli iş adamları ve bankalardan 20 milyon dolar topluyor, ortağı Mason Holland da diğer 20 milyon doları koyunca fabrikanın sahibi oluyor. Alptekin “Şimdi geri dönüp baktığımda nasıl yapmışım şaşırıyorum, rüya gibi geliyor” diyor.

Alptekin’in izini sürmeye devam ediyoruz…

Çok ilginç bir bilgiye Tolga Tanış’ın 2013 yılında yazdığı bir yazıda rastlıyoruz. Türkiye’ye getirilp Türkiye’deki yolsuzluk çarkının içinde söğüşlenince soluğu Washingoton’da mahkemede alan bir davada karşımıza çıkıyor Alptekin.

Hikâye 2005’e uzanıyor. Türkiye’de emlak sektörünün patladığı yıllar. İşte Hollanda’nın en büyük inşaat gruplarından Van Herk de İstanbul’a o dönem geliyor. Geziyor. Sonra bazı Türklerle tanışıp yerel kontakları da halledince yatırım için kolları sıvıyor. Bugün Dünya Bankası’nın Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi’nde mahkemelik olan projenin öyküsü böyle başlıyor.
İhale 2006’da yapılıyor. Bahçeşehir’deki Ispartakule 3. Bölge için. Ve Tulip-FMS-Mertkan-İlci ortak girişimi işi alıyor. Sonra Van Herk katılıyor. Kurulan ortaklıkta yüzde 65 çoğunluk olunca, Ispartakule 3, yabancı yatırıma dönüşüyor. Van Herk de TOKİ’nin Türkiye’deki ilk yabancı ortağına.

Buraya kadar güzel. Ama ihale bitiyor. 2006 Ağustosu’nda imzalar atılıyor. Daha başında çarşı karışıyor. Ortaklardan FMS’nin sahibi Mehmet Fatih Sağdıç ile Murat Mertoğlu birbirlerine giriyorlar. İstanbul’da bir benzincide silahlar patlıyor. Karşılıklı tehditler vesaire… Bu arada bir yandan da ihale için verilen süre işlemeye başlıyor. En sonunda dönemin TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar olaya müdahale ediyor. 2007’nin başında, Adrian Van Herk (75), onu Türkiye’de yatırıma ikna ettiğini söyleyen, ortaklardan Meyer Benitah (62) ve randevunun gerçekleşmesine aracı olan, uzun yıllar Hollanda’da yaşamış işadamı Ekim Alptekin Ankara’da Bayraktar’ı ziyaret ediyorlar.

Alptekin artık AKP’nin en karanlık iş alanı TOKİ ve inşaat sektöründe aracılık yapmaya başlamıştır.

Kamil Ekim Alptekin Hollandalıların iddasıyla kendilerini yolsuzluk kıskacında buldukları bu ilişkiler ağının neden göbeğinde olduğunu şöyle anlatıyor:

“Erdoğan Bayraktar, yanımda hukuk danışmanları, yönetim kurulu üyeleri, odada 30 kişi varken bunlara dedi ki, ‘Ya bakın lütfen, bir sürü şey kulağıma geliyor. Böyle bir şey yok. Türkiye muz devleti değil. İhaleyi hak ederek kazandınız. Kimseyle bir ortaklık mecburiyetiniz yok. Lütfen şu taahhütlerinizi yerine getirin.’…Bu, Van Herk’ten bir para çalma operasyonuydu. TOKİ bunu idare etmeye çalıştı, fazlasıyla uzun bekledi. Çünkü ben bile iptal olmasın diye, teminat mektubu yanmasın diye uğraştım. İşte ben bunları getirdim Erdoğan Bey’e. Bunlar Hollanda’nın en saygın şirketlerinden biri…”

Aslı Aydıntaşbaş ile evlendi şahiti Şaban Dişli’ydi…

Mahareteli işadamı 2007 yılında gazeteci Aslı Aydıntaşbaş ile evlendi. Nikah şahitleri ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ile AKP  Sakarya Milletvekili Şaban Dişli idi. Ekim Alptekin ile Aslı Aydıntaşbaş bir süre sonra boşandı.  Şaban Dişli 2008 yılında rüşvet aldığı ortaya çıkınca AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmişti. Dişli yine yeniden AKP Genel Başkan Yardımcısı ve 15 Temmuz darbecisi Mehmet Dişli’nin kardeşi.

Şaban Dişli’nin rüşvet prorokolü yaptığı isim Mehmet Karasu, Ekim Alptekin’in şirketi EA İnşaat, Kartal Kule’nin ardından 110 milyon dolarlık 2. projesi olan Beykonak Evleri’de proje danışmanlığını Mehmet Karasu yaptı.

Türkiye’de çok tanınan bir gazeteciyle evlilik yapmış olmasına rağmen işadamı Alptekin hakkında halen eksik bilgilerin bulunması şaşırtıcı. Bu bilgi de bir kenarda dursun.

Gezi sürecindeki rolü…

İşadamı Alptekin’in adı Gezi sürecinde öne çıkan Artı1 TV’de de gündeme gelmişti.  Mehmet Karasu adı Gezi Direnişi döneminde yeniden yeniden gündeme geldi. Gezi Direnişi’nin sembol kanallarından olan Artı 1’in sahibi görünen Altan Ertürk’ün gizli ortağı Mehmet Karasu idi. Altan Ertürk ve Mehmet Karasu’nun Gezi yayınlarını sansür etmeye kalkışması sonrası  Artı 1’den Uğur Dündar, Mustafa Hoş, Banu Güven, Tuncay Mollaveisoğlu, Haluk Şahin, Özlem Gürses, Barbaros Şansal gibi isimler istifa etmişti.

Bir kısmı tekrar olacak ama bu kısım önemli olduğu için, bilgiler bağlamından kopmasın diye, bazı bilgileri yeniden hatırlatmam gerekiyor. Maharetli işadamının izini sürmeye Para dergisine verdiği söyleşiyle devam edelim.  Asıl heyecan bundan sonra başlıyor.

İstanbul’a gelişinde görüştüğümüz Alptekin, İzmir’de doğup Hollanda’da büyüyen bir Türk çocuğunun nasıl uluslararası çapta bir işadamına dönüştüğünün hikayesini anlattı. (ilginç özgeçmişinde Ankara’da doğduğu yazıyor ama Para dergisine verdiği söyleşide İzmir’de doğduğu yazılıyor ama Alptekin bunu düzeltmiyor. Başka söyleşilerde de Hollanda’da doğduğu yazıyor ama Alğtekin bunu da düzeltmiyor. Haliyle bu bilgi “birşeyler mi gizliyor” sorusunu akla getiriyor.)

Özgeçmişinize bakınca ilk işinizin ABD Temsilciler Meclisi’nde olduğu görülüyor. Diplomat olmak için başlanmış bir kariyer nasıl işadamlığına dönüştü?

Uluslararası hukuk okudum. Amacım avukatlık yapmaktı. Ama uluslararası ilişkilere ve gurbette olmanın etkisiyle Türkiye’ye çok meraklıydım. Irak savaşı başlamadan hemen önce ABD’de Temsilciler Meclisi’nde bir Türkiye Masası açıldı ve oraya ABD vatandaşı olması gerekmeyen, İngilizce ve Türkçeye hakim genç biri aranıyordu. Geçici bir kadroydu. Araştırma görevlisi olarak çalışacaktım. Başvurdum ve beni işe aldılar. “Herhalde başka bir başvuru olmadı” diyorum. Çünkü o kadar tecrübesizdim ki… Bu görevle birlikte hem Türkiye hem de ABD deneyimi edinmiş oldum. Daha sonra Hollanda AB dönem başkanıyken, Hollanda Meclisi’nde yine Türkiye’yle ilgili çalışma fırsatı buldum. Ama bunlar hep geçici görevlerdi ve bitti. Aslında bende küçüklüğümden beri bir girişimci ruhu vardı…

Anneniz de babanız da öğretmenmiş. Bu girişimcilik ruhu nasıl gelişti?

Evet, memur çocuğu imkanlarıyla büyüdüm. 4 yaşında Hollanda’ya gitme nedenim babamın Dışişleri’nde danışman olmasıydı. Ailem ben üniversitedeyken İzmir’e döndü. Ben memur çocuğuydum ama okuduğum okulda babaları işadamı, yönetici olan pek çok arkadaşım vardı. Bizim ailede para sanki ayıp bir şeymiş gibi algılanırdı. Ama ben onları gördükçe bir şey üretip para kazanma konusunda motive oldum.

Söyleşinin bundan sonraki bölümlerinde de ilginç bilgi var ama aradığım kritik bilgiyi burada buldum. Ekim Alptekin’in annesi babası öğretmenken birden Dışişleri’nde danışman olarak Hollanda’ya gittiğini öğreniyoruz.

Ve Aradığım Eksik Parça…

Bir dakika! Ekim Alptekin’in babası öğretmen mi Dışişleri’nde danışman mı? Dışişleri’nde danışman demek pratikte istihbarat elemanı demektir. Haliyle tüm sorular bizi Ekim Alptekin’in babasının kim odluğunu araştırmamıza yöneltiyor.

Hayır, babasının kim olduğu Ekim Alptekin’in yaptıklarını bağlamaz ama Ekim Alptekin’in ısrarla babasını ve ailesini gizleme çabası ailesini de araştırmayı zorunlu kılıyor. Neden gizliyor ve ne saklıyor?

Yine İşçi Partisi’ne Çıkıyor!

Türkiye’de her gizemli isim gibi Ekim Alptekin’in de gizemi bir ölüm haberiyle çözülüyor. Denizli’de yayın yapan bir yerel gazeteden öğreniyoruz. Ekim Alptekin’in babası meğer Doğu Perinçek’in en yakın arkadaşlarından Mustafa Sevinç Alptekin’miş. Mustafa Alptekin’in ismine Behice Boran öldüğünde verdikleri gazete ilanında da rastlıyoruz.

İşte O ilan:  http://earsiv.sehir.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11498/25222/001513790006.pdf?sequence=1&isAllowed=y

 Hangi Hikaye doğru?

Mustafa Sevinç Alptekin’in hikayesine önce 2004 yılında Hürriyet gazetesinde rastlıtyoruz. Buna göre “22 yıl önce anne- babası arasında yaşanan bir anlaşmazlık yüzünden yurtdışı çıkışına tahdit konulan (sınırlama) 29 yaşındaki Çiler Alptekin, bugün bürokrasi labirentinde kayboldu.Avrupa Gençlik Parlamentosu’nda Hollanda Başkanlığı yapan, Hollanda Erasmus Üniversitesi’nde işletme okuyan Hollanda vatandaşı Çiler Alptekin’in yaşadıkları Aziz Nesin hikayelerini aratmayacak nitelikte. Çiler’in her ikisi de Türkçe öğretmeni olan anne ve babası Sevinç- Zehra Alptekin, 23 yıl önce Hollanda hükümeti tarafından ülkedeki Türk işçilerin çocuklarına Türkçe eğitim vermek için seçilmişler. 16 Türk öğretmenle birlikte Hollanda’ya giden Alptekin çifti bir yıl sonra Hollanda’da yaşama kararı üzerine anlaşmazlığa düşmüşler. Baba Sevinç Alptekin Tükiye’de kalmak isterken, eşi Zehra, çocukları 7 yaşındaki Çiler ve 5 yaşındaki Ekim ile Hollanda’da yaşamakta ısrar etmiş.”

Ancak Mustafa Sevinç Alptekin’in yıllardır gizlediği, marifetli işadamı Ekim Alptekin’in de ısrarla anlatmadığı o ayrıntı Sevinç Alptekin’in ölüm haberinde ortaya çıkıyor. Orada da özenle bizim Kamil Ekim’in adının (Ekin) olarak yazıldığını görüyoruz.

 Haberden okuyalım: Avukat Sami Alptekin’in ağabeyi, işadamı Ekin Alptekin’in babası Mustafa Sevinç Alptekin Hollanda’da kemik iliği kanseri teşhisiyle kaldırıldığı hastanede yaşama veda etti. Uzun süredir tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Mustafa Sevinç Alptekin, eski Türkiye İşçi Partisi üyelerindendi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Çalışma Bakanlığı’nda Personel Müdürü olarak çalıştı. Ekin ve Çiler Alptekin’in babası olan Mustafa Sevinç Alptekin 12 Eylül İhtilali’nde ilan edilen sokağa çıkma yasağı nedeniyle annesini ameliyat ettiremediği için öfkelendi ve Hollanda’ya gitme kararı aldı. Gittikten sonra da Hollanda’da öğretmenlik mesleğini devam ettiren Alptekin’in ölümü sevenlerini ve dostlarını yasa boğdu. Ülkemizin yetiştirdiği önemli fikir adamlarından olan Alptekin vasiyeti üzerine Hollanda’da defnedildi. Türkiye’deki dostları, arkadaşları ve Türkiye İşçi Partili tanıdıklarını yasa boğan Alptekin 74 yaşındaydı.”

Ekim Alptekin’in amcası ünlü avukat Sami Alptekin Bahçelievler’de katledilen 7 TİP’linin arkadaşı. 2012 yılında TİP’lilerin anılması sırasında konuşma yapan Sami Alptekin ve her alanda yaşanan hukuk dışılığın, baskının, zorbalığın kendilerine tarihi bir görev yüklediğine vurgu yaparak, “Artık protestolarla günlerimizi geçiremeyiz, yaşadıklarımızdan, olumsuzluklardan rahatsız olan bütün insanları kucaklayacak bir toplumsal muhalefeti hep birlikte kurmak zorundayız” dedi. “İnşa edeceğimiz toplumsal muhalefete bireysel iradelerimizden başka engel yoktur” diyen Sami Alptekin, “Bu bireysel engelleri yıkmak,  hepimizin tek tek bu ülkeye insanlarımıza ve geleceğe olan görevimizdir, borcumuzdur” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Şimdi Gelelim Sonuca:

Kamil Ekim Alptekin bir işadamı olarak buna üne rağmen, bunca söyleşi vermişken, medyada sola bu kadar övgü yapılırken, özellikle 7 TİP’linin yakın arkadaşı olan babasının aslında İşçi Partili biri olduğunu neden anlatmaz?

Babası Mustafa Alptekin İşçi Partili olarak utanılacak bir iş mi yamıştır ki babasının ismini ısrarla saklıyor?

Her şeye rağmen, Ekim Alptekin’in Washiongton’da bunca lobici ve general varken gidip eliyle bulmuş gibi Rusya’ya yakınlığından dolayı işinden olan Micheal Flynn’i bulması bir tesadüftür. Bunda avrasyacıların, ve Perinçek grubunun rolü yoktur diyelim…

Ekim Alptekin ısrarla babasının aslında eski bir işçi partili olduğunu gizlemese, akılımıza şu soru gelmezdi: Aceba Ekim Alptekin AKP’ye sızmış bir kripto mu?

 

Haberimizi okuduğunuz için teşekkürler…

Okuduğunuz bu metinler sesi kısılan, nefesi kesilen insanların sesine ses, nefesine nefes verme çabası. Bu çaba, karınca kararınca Nemrut'un ateşine karşı "yerimiz belli olsun" çabası. Bu çaba, 'zalim zulmederken sen ne yaptın?' diye sorulduğunda "dik durdum" deme çabası. Bu çabanın devam etmesini isteyen dostlarımız aşağıdaki ürünü alarak destek verebilirler. Desteğiniz için yürekten teşekkürler.

Bu yayınların devam etmesi için verdiğiniz destek için çok teşekkürler...