Usta gazeteci, cesur kalem Ahmet Altan geri döndü. Altan yazılarıyla Haberdar’da olacak.
Yazdığı kitaplar, birçok dile çevrilip milyonlara ulaştı.
Romanları merakla bekleniyor ve her dönemin en çok okunanlar listesinde liste başı oluyordu.
Usta kalem edebiyata olan ilgisini ve edebiyat cevherini aynı ustalıkla gazeteciliğe de aktardı. Gazetecilik onun genlerinde var.
Her dönemin muktedirleriyle kavga verdi. Doğru bildiğinden şaşmadı.
Etrafındakilere belki de en çok söyledi şey ‘korkmayın, cesur olun’ ifadesiydi.
Ona göre iyi bir gazeteci aynı zamanda iyi bi edebiyatçı olmalıydı. Kendisi de bunun en güzel örneğiydi.
Gazeteciliğe ara verdim artık yazmayacağım dediğinde bir çok kişi gibi ben de gazetecilik adına büyük bir kayıp diye düşünmüştüm.
Bir ara inzivaya çekildi.
Ta ki gazeteci Mehmet Baransu’nun tutukluluğuna ‘Ben buradayım, onu bunu bırakın uğraşacaksanız benimle uğraşın’ diye tepki verene kadar. Sessizlik rızasına gömülenlere tokat gibi cevap vermişti.
Heyecanlanmıştım
‘Ben buradayım’ diyerek kalemi eline alacağının işaretini vermişti.
Baskılara ve zorluklara rağmen kendi çapında habercilik yapma gayretinde olan Haberdar olarak büyük uğraşlar sonrası kendimizi Ahmet Altan’ın kapısında bulduk.
Kendi elleriyle hazırlayıp ikram ettiği çaylara, babacan tavrına, samimi kucaklamasına bakınca hiç şaşırmadım.
Nasıl birini hayal etmişsem öyle biriyle karşılaşmıştım.
Uzun uzun Haberdar’ı hedeflerimizi, planlarımızı, gazetecilik anlayışımızı anlattım. Sabırla dinledi. Bugün buraya röportaj yapmaya gelmedim dediğimde biraz şaşırmadı değil.
Yazmalısınız, askeri vesayetle mücadele ettiniz, sivil vesayetle de mücadele etmelisiniz, dediğim de uzunca güldü.
Roman yazıyorum, fazlasıyla meşgulüm dedi.
İkna olmadım, olmak istemedim. Üsteledikçe üsteledim, cahil cesaretli olurmuş. Bütün cesaretimle onu Haberdar’da yazması konusunda ikna etmeye çalıştım.
Yazmanızı bekleyen çok önemli bir kitle var onlar geri çevirmemelisiniz dediğim de ‘oğlum benim düşmanım da çok’ dedi tebessüm ederek.
Her şeyi bilerek ve farkında olarak konuşuyorum, dedim.
Teklifin öncesi ve sonrası samimi bir sohbet oluştu. Uğurlarken ‘’düşüneceğim oğlum teklifinden ötürü onur duydum’’ dedi.
Bir süre sonra telefonda görüştük ve beklediğimiz haberi aldık.
Birçok kişinin bu dönemde mutlaka yazmalı dediği Ahmet Altan artık Haberdar’da yazacak.
Üstelik yazmakla kalmayacak birçok konuda bize ‘üstadlık’ yapacak ve siteye yön verecek
Haberdar ailesi olarak ilk yazısını haftaya yazacak olan ve deneyimlerinden istifade edeceğimiz Ahmet Altan’a hoş geldin diyoruz.
AHMET ALTAN..
Hürriyet, Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet gazetesinde çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir “Kürt” ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle gazeteden kovuldu.
Doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV’de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırladı ve sundu.
2007 yılında Taraf gazetesinin kurucuları arasında yer alan Altan, Alev Er ile birlikte genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra Er’in ayrılmasıyla gazetenin genel yayın yönetmenliği görevini tek başına yürütmeye devam etti.
Gazetenin “Kum Saati” adlı köşesinde, köşe yazarı olarak yazılar yazdı. Eylül 2008’de Ermenilerle ilgili bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı.
Taraf gazetesi 2009 yılında Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından verilen dünyanın prestijli basın ödüllerinden biri olan Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü’ne layık görüldü. Altan, 2011’de üçüncüsü düzenlenen ve Ulusulararası Hrant Dink Vakfı tarafından özgür ve adil bir dünya için çalışan, ilham ve umut ışığı kişilere layık görülen Hrant Dink Barış Ödülü’nün de sahibidir.
Altan, Aralık 2012’de Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etti.
Ahmet Altan Yazar ve eski milletvekili Çetin Altan’ın oğlu, İstanbul Üniversitesi İktisat profesörü ve yazar Mehmet Altan’ın ağabeyidir. İki çocuk babasıdır.
YARGILANDIĞI DAVALAR
Altan, 17 Nisan 1995’te Tarih gazetesinde yayınlanan “Atakürt” başlıklı köşe yazısı nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanıp 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı, gazetedeki işinden de kovuldu.
4 Ocak 2012’de Uludere katliamı ile ilgili kaleme aldığı “Devlet Yardakçılığı ve Ahlak” başlıklı yazısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a basın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme hapis cezasını 7 bin lira adli para cezasına çevirdi.
2 Eylül 2015’te Samanyolu Haber kanalında katıldığı bir programdaki konuşmalarından dolayı Altan hakkında “Cumhurbaşkanı’na, hükümete, kamu görevlilerine hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek” iddiasıyla soruşturma başlatıldı.
ESERLERİ
Dört Mevsim Sonbahar (1982)
Sudaki İz (1985)
Yanlızlığın Özel Tarihi (1991)
Tehlikeli Masallar (1996)
Kılıç Yarası Gibi (1998)
İsyan Günlerinde Aşk (2001)
Aldatmak (2002)
En Uzun Gece (2005)
Son Oyun (2013)
Ölmek Kolaydır Sevmekten (2015)
Deneme Değiştir
Gece Yarısı Şarkıları
İçimizde Bir Yer
Karanlıkta Sabah Kuşları
Kristal Denizaltı
Ve Kırar Göğsüne Bastırırken
ÖDÜLLERİ
1983 Akademi Yayınevi Roman Ödülü (Dört Mevsim Sonbahar)
1998 Yunus Nadi Ödülü (Kılıç Yarası Gibi)
2009 Leipzig Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü
2011 Uluslararası Hrant Dink Ödülü
2013 Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü
SAİD SEFA / HABERDAR





