Hürriyet gazetesi 28 Şubat türü yalan haberciliğiyle AKP’nin hizmetine başladı. Ahmet Altan’ın deyimiyle amacı, muhalif CHP’lileri uyuşturmak. Muhalifler adına kuşkular yaratmak. Sedat Ergin, tıpkı 28 Şubat döneminde olduğu gibi bel altı kuşku yaratıp hedef gösterici haberlerine devem ediyor. Belli ki Aydın Doğan operasyonlarında AKP’ye destek vermek için bazı muhabirlerini AKP’ye kiralamış. İşte onlardan biri bugün Tarık Toros’u hedef aldı. Tarık Toros buna isyan etti. İşte Toros’un yazısı:
ADAM ASMACA..
Bir senaryo yazmışlar, hazır yurt dışına yerleştim diye tüm boşluklara adımı yazıyorlar.
İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Okan Bato’nun hakkımda gözaltı istediği (artık kuşku yok ki tutuklanacaktık) dosyadan bahsediyorum.
Benim yurt dışına çıkış tarihim 10 Mart 2016, yani tam dört ay önce.
O tarihte hakkımda yürüyen hiçbir soruşturma yoktu.
Geçmişte, basın davalarını gözden kaçırdığımız için üç kere gözaltına alınmışlığım var.
Avukatlarıma arada sorarım, bir şey var mı diye.. Bu yüzden çok net biliyorum.
Uçak biletimi internetten almışım.
Atatürk Havalimanı pasaport polisinden geçmişim.
Emniyet elinizde, kamera kayıtları orada.
Açın bakın, işinizi size ben mi öğreteceğim.
GSM numaram 18 senedir aynı, hep tek hat kullandım.
Telefonum son 4 aydır yurt dışından sinyal veriyor.
Arayanla buradan konuşuyorum.
Kredi kartı hareketlerim elinizde.
Saklanmadım, kendimi gizlemedim, her adımım elektronik takip altında.
Milli İstihbarat elinizde, tüm banka, sağlık, havayolu, otel, telefon, e-mail kayıtları, internette dolaşılan siteler vs.. vatandaşın aldığı nefesin adedine kadar fişleniyor artık.
Benim yaşamım açık, şeffaf, hiçbir kara nokta yok.
“Gözaltına alınacağını öğrendi, üç dört gün önce yurt dışına çıktı.”
Yazan muhabiri bilmem, fakat mensubu olduğu Hürriyet gazetesine yakışıyor mu bu?
İnternete 8 Temmuz’da bir açıklama koymuşum, okundu, okudular, biliniyor bu.
Bari, oradan iktibas edip iki satır bize de söz hakkı verseydiniz!
Doğan Medya Grubu Yayın İlkeleri.. duvara asmışlar, bakan, uygulayan yok.
28 Şubat sürecinde Şemdin Sakık’ın olmayan ifadesiyle Mehmet Ali Birand’ları, Cengiz Çandar’ları, Mahir Kaynak’ları andıçlayan…
Akın Birdal’ın ofisinde kurşunlanmasına neden olan kafa, aynen bugün de hüküm sürüyor.
Şimdi, en yakınlarımın bile benden şüphe etmesine çalışıyorlar.
Gazeteciliğimizin altını boşaltmayı amaçlayan şeytani bir kurgu bu!
Amaç belli; sahip çıkılmasın, yapayalnız bırakılsın. İşini yapmaya çalışan diğer gazeteciler korkup-sinsin!
Dosyanın sahibi, İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Okan Bato.
Avukatlardan esirgenen bilgiler, maşallah yandaş basına detaylı sızdırılmış.
“Kara Harp İmamı” filan…
Hatta,
Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki terfileri ben belirlemişmişim.
Arkadaş;
TSK’da Genelkurmay Başkanı dışında hiçbir subayın adını bilmem.
Kuvvet komutanlarının ismini bilmem, birinin bile.
Gazetecilikte alanım her zaman siyaset olmuştur, askeriye değil!
Herhangi bir subay, astsubayla telefonla veya yüzyüze görüşmüşlüğüm dahi yoktur.
Halen görevde mi bilmiyorum, basın müşaviri tuğgeneral ile bir veya iki açık telefon konuşmam vardır, o da yaptığımız haberlerle ilgili. Kendisi aramıştır.
Müddei, iddiasını ispatla mükellef.
Koysunlar belgesini, kaydını, gizli toplantı yapılan yerleri.
El insaf!
Darbe soruşturmalarında gazete ve ajanslara bilgi ve belgeleri ben servis etmişmişim.
Sayın İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Okan Bato;
Delil göstermek zorundasınız!
Öyle çamur at, izi kalsın olmaz.
Kime, neyi, ne zaman, nasıl, nerede servis etmişim.
Bir hukuk adamı, olmayan suçu üretmez, üretemez!
Olan suçu araştırır, titiz çalışarak delillendirir!
Siz de yaptığınız bu kurguya delil göstermek zorundasınız!
Bunu yapamazsanız tüm hukuki haklarımı yedi cihanda arayacağım ve sizden hesap soracağım!
İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Okan Bato;
Yazdığınız masalda benim adım çok küçük kalır.
Biz ailecek, bir yıl kadar önce yurtdışında yaşama, çocuklarımızı orada okutma kararı aldık.
28 Ekim 2015’te İPEK MEDYA basılınca tüm mesai arkadaşlarımla beraber kapının önüne konduk.
Eşim başvurularını yaptı. Sınavları verdi, yurtdışında iki üniversiteden yüksek lisans eğitimine kabul edildi.
Ne yapmalıydık? Ailemizi geçindirmek için el mi açsaydık?
Neticede vize, pasaport vs.. Mart ayında çocuklarımızla yeni bir hayata yelken açtık.
Ayıptır, bütün işlemler gözünüzün önünde oldu.
Yıllarca her şeyini didik didik et,
Bir şey bulama,
Sonra…
Koca “TSK İmamı”nı elden kaçır?
Yakışıyor mu (!)
Ülkede onca acı yaşanırken, meşgul olduğumuz konuya bak.
Bir kara listeleri var, belli ki…
Şimdi boşluk doldurmaca, adam asmaca oynuyorlar.
Çocuk musunuz arkadaş!
TARIK TOROS
10 Temmuz 2016





