“Rusya Başkanı Vladimir Putin, İngiltere’yle oynayacakları Euro 2016 maçı öncesi İngiltere açıklarına bir saldırı denizaltısı gönderdi.” haberleri medyaya düşünce; spor, siyaset, uluslararası ilişkilerin futboldan ayrı düşünülmediğini bir kez daha anlamış olduk.
Rus taraftarlar ile İngiliz taraftarların sokak çatışmaları, Fransa’nın kimi Rus taraftarları sınır dışı etmesi, Rusya’nın ve Fransız büyükelçilerinin ülkelerin dışişlerine çağırılması aslında yukarıda bahsettiğimiz tezin önemini ortaya koyuyordu.
Futbol ve siyaset sarmalında öyle bir yaşanmışlık daha vardı ki; “Yok artık” dedirtecek düzeydeydi!
1970 Dünya Kupası elemeleri…
İki komşu ülke El Salvador ve Honduras arasındaki üçüncü maç sonrası çıkan ve 100 saat süren bir savaş!
Dünya literatürüne ‘Futbol savaşı’ olarak geçen bu olayın bilançosu; 2100 ölü, 12 bin yaralı…
El Salvador ve Honduras arasında göçmenler yüzünden ortaya çıkan gerginlik ile başlamıştı her şey ve bir futbol maçıyla patlamıştı. İlk maç 8 Haziran 1969’da Honduras’ın başkenti Tegucigalpa’da yapılmış, Honduras taraftarlarının tüm gece tacizi sonucu uyuyamayan El Salvador, son dakikada gelen gole engel olamamış ve maçı 1-0 kaybetmişti. Maçın hemen ardından El Salvador’da televizyonunun başında maçı izleyen 18 yaşındaki Amelia Bolanos ise babasının silahını kalbine dayayarak tetiği çekecekti. Ertesi gün Salvador gazetesi El Nacional, “Genç kız, vatanının yıkılışını görmeye tahammül edemedi.” başlığını atacaktı. Genç kız, televizyondan canlı yayınlanan bir devlet töreniyle toprağa verilecekti.
15 Haziran’daki ikinci maç, bu gergin ortamda yapıldı. Stadyuma, halk linç etmesin diye askeri araçlarla götürülen Honduras Millî Takımı 3-0 yenildi. Büyük güvenlik önlemleriyle havaalanına götürülen Honduras ekibi, eve sağ salim dönerken iki taraftar ölmüş, yüzlercesi hastanelik olmuş, 150 Honduras plakalı araç yakılmıştı. Meksika’da oynanan üçüncü maç neticesinde ise El Salvador, Honduras’ı 3-2 geçerek dünya kupası vizesi almıştı.
Savaş 4 gün, anlaşma 12 yıl
27 Haziran 1969’da ise El Salvador, Honduras ile bütün ilişkilerini kesmiş, iki ülke arasındaki sınır kapatılmıştı. Futbol maçıyla birlikte iyice gerilen ortam bir türlü yatışmamış. Ve 14 Temmuz’da El Salvador uçakları Honduras’ı bombalamaya başlamıştı.
Savaş sadece dört gün sürdü ancak iki ülkenin barış anlaşması imzalaması tam on iki sene aldı. Ve her iki ülke ekonomik ve toplumsal olarak büyük yıkıma uğradı.
Suç futbolun muydu; hayır!
Suç, futbol gibi güzel bir sporu kendi çıkarlarına alet eden politikacıların, algı operasyonu uzmanlarınındı!
Salazar’ın 3 F’si
Portekizli faşist diktatör Salazar’a, uzun süre, çok az dirençle karşılaşarak Portekiz’i nasıl yönettiğini sorduklarında; o da gülüp omuz silkmiş, “Üç F sayesinde.” demişti; “Fado, Fiesta Futbol…”
Fado, bizim toprakların arabesk müziğinin Portekiz’deki karşılığıydı. Fiesta ise eğlence, rahatlık, uykuydu. Fado ile fiestadan kaçanları ise futbolla toparlamışlardı.
İspanyol General Francisco Franco’da iç savaşın ardından tam 36 yıl boyunca ülkeyi diktatörlükle yönetmişti. Temel felsefesi; “Onları yüz binlik beşiklerde uyutuyorum!”du. Diktatör Franco’nun “yüz binlik beşik” olarak nitelendirdiği yerler ise “stadyum”lardı.
Futbolu kontrol etmek isterler
Hep böyle süre gelmiştir; tüm diktatörler futbolu kontrol etmek ister.
Çünkü futbol kitlelere kendini tutku ile bağlayan bir spor dalıdır. Diktatörler veyahut çarpık düzenlerini ve ayıplarını örtmek için atmadıkları takla kalmayan politikacılar ne kadar seviyormuş gözükseler de, gerçek futbol ruhunun hep düşmanı olmuşlardır.
Oysa futbolu bir spor alanı olarak kendi seyrine bıraksalar hep yanınızda olmasını arzulayacağınız bir sevgili gibidir.
Klasik bir son olacak ama futbol tarihi bize göstermiştir ki; “Futbol sadece futbol değildir…”
HAKAN ŞÜKÜR/YENİ HAYAT [email protected]





