Gazetemiz Meydan’ın maksadını aşarak bize yakışmayan ayıp bir görüntü vermesine sebep olan ve Genel Yayın Yönetmenimiz Levent Kenez’in olgunca özür dilemesi ile sonuçlanan manşeti, ciddi bir tartışmayı beraberinde getirdi. Pek çok okur tepkisini dile getirmeye başlayınca, Kenez, TV’ye bağlanıp durumu izah etti ve bizim mahallede maalesef örneğine bugüne kadar çok az rastladığımız bir şekilde ama tüm kaliteli kadın ve adamların yapacağı gibi açık ve net özür diledi. Bu arada sosyal medyada büyük oranda sağlıklı olarak nitelenebilecek, Hizmet-içi diyebileceğim bir tartışma çoktan başlamıştı bile.
Bu, “sağlıklı” dediğim olay, sosyal medyaya girmemin ana sebebi ile de ilgilidir. Sosyal medya icat (!) olana kadar, Hizmet Hareketi gönüllüsü isimlerin medyadaki görüntüsü maalesef tek tipe yakın ve kişiden kişiye farklı dozajlarda da olsa sağcı-milliyetçi-devletçi-güvenlikçi-Osmanlıcı idi. Halbuki bunlar, dinle-imanla ilişkisi olmayan ideolojik, dünyevi ve siyasi tavırlar. Bünyesinde çok farklı kişilikleri, fikirleri, siyasi ve kültürel yönelimleri barındıran bir hareketin, medyadaki görüntüsüne bu çoğulculuk nedense yansımıyordu.
Bu görüntü de dışarıdan bakanların “tek tipsiniz” suçlamalarına haklılık kazandırıyordu. Bünyesi içinde yeteri kadar olmasa da her tür tartışmanın ve çoksesliğinin yaşandığı bir harekete bu görüntü yakışmıyordu. Sevgili Bülent Keneş’in sayesinde, Today’s Zaman’da çok daha renkli ve sesli bir halimiz vardı ama İngilizce olduğu için bu pek fark edilmiyordu.
Hizmet’i savunur gibi görünüp de küfreden, ahlaksız sözler eden, garip paylaşımlarda bulunanları zaten her zaman kınıyoruz ve anında engelliyoruz. Bu trolleri konuşmaya gerek yok. Yine Hizmet’e sempatizan görünüp de “mini Fuat Avni” kesilen bir sürü hesap var. Bunlar, gelecekten de haber veriyor, insanların genleri ile, kökenleri ile ilgili ırkçı laflar da ediyor. Zalim, provokatör ve zararlılar. Bunlara mesafe koymak insanlığın gereğidir. Biz, AKP değiliz, AKP’li de değiliz, İslamcı da değiliz; onlar da hocamız değil!
Ancak, 2.5 yıldır süren dehşetli AKP zulmü ile birlikte, bir tür tepkisellik ortaya çıktı. Bazen ismi cismi bilinen insanların bile tehditkâr, hakarete varan, “şöyle-böyle yapacağız” diyen duygusal paylaşımları oluyor. Süreç kötüleştikçe bunlar artıyor. Bu kadar zulüm varken, korkakça steril takılmak da aşırı tepkisellik de yanlış. Bu tepkisellik bazen o kadar artıyor ki, Yeni Hayat yazarı Bekir Salim’in Meydan manşetini eleştirdiği için kızıp tepki gösterdiği (Aksiyon ve Zaman’dan başarılı röportajları ile tanıdığımız) Tuğba Kaplan bile bundan nasibini aldı. İkazımız üzerine Bekir Bey olgunca açıktan özür dileyince, bir kısım takipçi, “neden özür diliyorsun, Havuza bakın, zulme bakın” diyerek trolleşmiş tepki gösterdi. Bu, çok endişe verici bir trend!





