Hükümet, torba kanun tasarısına ‘terör finansmanı için fon sağladığı iddiasıyla şirketlere kayyım atanabilecek’ şeklinde eklediği maddeyle kayyım atamalarının hukuksuzluğunu itiraf etti. Hukukçular, tüm şirketlerin iktidarın güdümüne sokulduğuna dikkat çekti.

Hükümetin ‘Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’a eklediği madde önceki kayyım atamalarının hukuki temelinin olmadığını ortaya koydu.

Torba kanun tasarısına eklenen maddeye göre terör finansmanı için fon sağladığı iddiasıyla şirketlere kayyım atanabilecek. Düzenleme girişimi İpek Koza Grubu, Zaman gazetesi ve Kaynak Holding’e silahlı terör örgütü gerekçesiyle yapılan kayyım atamasının hukuksuzluğunu gösterdi.

HUKUKSUZLUK BELGELENDİ

Hükümetin 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun’a eklediği madde kayyım atamalarının hukuksuzluğunu bir kez daha tescil etti. Tasarıyla 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’da değişiklik yapılıyor. Terör örgütlerine ekonomik destek ya da fon sağlama suçlarında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133, 135, 139 ve 140’ıncı maddelerinde yer alan şirket yönetimi için kayyım tayini, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, teknik araçlarla izleme tedbirlerine başvurabilecek.

HUKUKSUZ OLUNCA KANUN DEĞİŞTİ

Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Kanunu, 2013 yılında çıkarılmıştı. Kanuna 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının ardından sulh ceza hakimliklerince uygulanan kayyım düzenlemesinin terör örgütlerine fon sağlama suçlarında uygulama imkanının verilmesi dikkat çekti. İpek Koza Grubu, Zaman gazetesi, Cihan Haber Ajansı, Kaynak Holding ile Hizmet Hareketi’ne yakın çok sayıda eğitim kurumuna ‘silahlı terör örgütü kurma’ iddiasıyla yapılan kayyım atamalarının hukuksuz olmasının yeni bir kanun değişikliğini gündeme getirdiği belirtiliyor.

FİİLLE İLİŞKİLENDİRİLMEDEN

Sözkonusu değişiklik Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu’nun terörizmin finansmanı suçu başlıklı 4’üncü maddeye ekleniyor. Mevcut madde, kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütlerine fon sağlayan veya toplayan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngörüyor.

Bu maddeye göre, terörist olarak suçlanan kişi ya da kurumlara fon sağladığı gerekçesiyle CMK’nın 133’üncü maddesine göre kayyım atanabilecek. Hukukçular, kayyım gaspını tescilleyen maddeye sert tepki gösterdi. Adalet eski Bakanı Hikmet Sami Türk, mülkiyet hakkının gasp edildiğini belirtirken Avukat Süleyman Taşbaş, kayyımın adeta kıyıma dönüştüğünü dile getirdi. Ceza Hukukçusu Yard. Doç. Dr. Günal Kurşun ise amacın, terör örgütü yaftasına hukuki bir gerekçe bulmak olduğunu dile getirdi.

BÜTÜN ŞiRKETLER iKTiDARIN GÜDÜMÜNE SOKULUYOR

Adalet eski Bakanı Hikmet Sami Türk: Bugüne kadarki kayyım uygulamaları siyasi amaçla yapılmıştır. Kayyımlar da siyasi davranış içinde olmuştur. Cemaat’e yakın kuruluşlara karşı bir terör kampanyası açılmış durumda. Terörizmin finansmanını bu kuruluşların yaptığı iddiası gündeme gelecektir. O nedenle kayyım atanması yoluna gidecektir. İktidarın ‘paralel yapı’ diyerek yaptığı yeni bir baskı uygulamasının bir yolu olacaktır. Bu, terörle mücadeleyi amacından çıkarır.

HERKESE TEHDİDE DÖNÜŞÜR

Diğer şirketler için de bu madde yaygınlaşırsa tehdide dönüşebilir. Kayyım ataması şirketler üzerinde bir baskı hem de o şirketleri iktidarın güdümüne sokuyor. Mülkiyet hakkını kapsayan bir ihlal olur. Hizmet Hareketi ile ilgili silahlı terör örgütü iddiası kanıtlanamamıştır. O yüzden mi çıkartılıyor diye düşünülebilir. Bunun torba kanunla çıkarılması da bunları akla getirir.

MÜLKiYET HAKKINA MÜDAHALE

Avukat Süleyman Taşbaş: Bu çok tehlikeli bir süreç ve sonuç doğurabilir. Bir şirkete bu tarz bir suçlamada bulunulabilmesi için kesinleşmiş bir mahkeme kararı olması lazım. Bu hükümle somut olarak tespit edilmeden kayyım atanması o şirketi işlevsiz hale getirebilir. Önce asalım sonra kanuni düzenlemesi yapalım olmaz. Kayyımlık müessesi şu anda kıyıma dönüşmüş durumda. Terör finansman iddiasının mahkeme kararıyla kesinleşmeli.

ÜLKE EKONOMİSİ BÜYÜK ZARAR GÖRÜR

Kayyımlık müessesi bu şekilde esnetilirse şu anki durumdan daha vahim duruma dönüşür. Bu teşebbüs hürriyeti ve mülkiyet hakkı açısından insanları tedirginliğe sevk eder. Orta vadede ülke ekonomisine ciddi zararları olur. Herkesi risk altına sokan bir şey. Neye ve kime göre terör tanımı? Kayyımlık kesinleşmiş bir karara dayanmalı. Ama bu şekilde çok hatalı olur. Teşebbüs hürriyetin ve mülkiyet hakkına açıkça müdahale olur.

HUKUKi GEREKÇE BULMAK iSTiYORLAR

Ceza Hukukçusu Yard. Doç. Dr. Günal Kurşun: Son İpek Medya’ya ve Zaman gazetesine atanan kayyım operasyonu hukuksuz bir durum. Kayyımın atanma mantığına göre bir terör iddiası ortadadır. O terörü desteklemeye yönelik bir kazanç elde edilen bir şirket vardır. Kayyım o kazançları sabitlemek, paraların kaçmasını engellemek için atanır. Görevi kâr ettirmese de zarar etmesini engelleyerek oradaki maddi değerlerin muhafazasını sağlamaktır. Bunun tam tersini gördük. Kanun değişikliğinin amacı Terörle Mücadele Kanunu ile bağlantısını kurarak sözkonusu yapıların bir terör örgütünü kanıtlamak ya da buna hukuki bir gerekçe bulmak.

BOŞUNA UĞRAŞIYORLAR

Bu gerçek değil. Çünkü sadece terör örgütü olmak değil silahlı terör örgütü olması gerekiyor. Herhangi bir silahlı iddia da yok. Hiç kimseden öyle bir iddia da duymadım. Bence boşu boşuna uğraşıyorlar. Bunlar havada kalacak iddialar. En azından AİHM’den döneceği inancındayım.

Metin ARSLAN- ÖZGÜR DÜŞÜNCE GAZETESİ