Havuz Yazarı Ahmet Kekeç Can Dündar’ın hapisten çıkışını içine sindiremedi. Çok ilginç bir hatırlatma yaparak bu kadarına da pes dedirtti. Gezi Olayları sırasında Kabataş Yalanını uydurup “başörtülü bacımıza saldırdılar” diyerek halkı kin ve düşmanlığa sevk etme suçunu işleyen havuz medyası, bu yalanla ilgili defalarca yazı yazan Ahmet Kekeç, Can Dündar’ı gezi olayları sırasında yalan söylemekle itham etti.
“…Bu zatın bir de “Taksim yalanı” var. “Yalan”ın da ötesinde, düpedüz provokasyon…
Hani, Gezi rezilliğinin sürdüğü günlerde, bir televizyon kanalına bağlanmış ve “Polis Taksim’de katliam hazırlığı yapıyor. Annelerinin kucağından çocukları zorla alınıp götürülüyor. Oğlum kayıp. Oğlumu bulamıyorum. Biraz önce valiyle konuştum. Çaresiz olduklarını söyledi…” demişti.
Normal ülkelerde olsa, bırakın “gazetecilik” yaptırmayı, sokağa çıkmasına bile izin vermezler, müeyyideye tabi tutarlar… Ama bizimki “kayıp” dediği oğlu Ankara’da, annesinin yanında ortaya çıktığı halde, utanmadan, yüzü kızarmadan, “Ben ne çirkin bir provokatörüm böyle” deme gereği bile duymadan, “gazeteciliğine” devam etti ve hoca efendisi adına bir de “casusluk” faaliyetine girişti…”
NOT: Burda Can Dündar’ın Gezi olayları sırasında neler söylediğine kefi olmuyoruz. Ancak bir gazetecinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklanması tartışılırken, aynaya bile bakma gereği duymadan, Kabataş yalanı sırtlarında bir kambur gibi sırıtırken, başkasını yalancılıkla suçlamak mide bulandırıyor onu hatırlatmak istedik…
Yeni Yön





