Sümeyye Suikastı yalanıyla iligli Umut Oran havuz medyasından tazminat kazamış. Benim davalarım da devam ediyor. Eğer hukuk varsa Umut Oran’a tazimnat veren mahkeme bana da verecek göreceğiz. Şim gelelim hesap sormaya:

Sümeyye Sükastı yalanı ne oldu Eyyy Tayyip Erdoğan? Bir baba olarak kızına suikast yapılacağı yalanını milyonlarca insanın önünde tekrarladıktan sonra kızının yüzüne nasıl bakabiliyorsun?

Öz kızın Sümmey Erdoğan’a o yalanı atanları uçaklarında ağırlayıp, o yalana sarılıp üzerinden siyaset yaptıktan sonra kızının gözlerinin içine bakıp ne diyorsun? “Kızcağızım kusura bakma seni siyasi çıkarlarım için manşet malzemesi yaptık” mı diyorsun? Yoksa kızın hakkında uydurulan o yalandan dolayı ebediyyen ondan gözlerini kaçırıp utantç içinde mi yaşıyorsun?

Sakın o yalanı ben atmadım diye düşünme. O yalanı acımasız bir baba gibi siyaset kürsüsünden kullandın. Kızına suikast yapılacağı yalanın milyonların önünde söyleyip o yalana sahip çıkıt.

Cahiliyye araplarında kızlarından utanan babalar onları dirir diri gömerlermiş. Şimdi soruyorum, bir kızın hakkında yalan uydurulup onu manşetlere çektirmenin onu diri diri gömmekten ne farkı var Ey Tayyip Erdoğan?

Gelelim havuz yalancılarına. Bir Cumhurbaşkanı’nın kızını bile yalanlarınıza alet edip havuza manşet malzemesi yapacak anlayışı ne zaman edindiniz? Çocuklar ve eşler üzerinden siyaset yapmayı geçtim, Başbakan’ın Cumhurbaşkaının kızını bile hem de yalancı manşetlerle kullanacak insanlık “erdemini” kime ve neye borçlusunuz?

Kız çocuklarınız var mı bilimiyorum. O manşeti attıktan sonra kızının ve eşinin yüzüne nasıl baktın Nuh Albayrak? “Kızım bugün Cumhurbaşkanı’nın kızını bile yalancı manşetlerime alet ettim, yeri gelirse iktidar için gözümü kırpmadan seni de gazetemin manşetine çekerim” diye düşünüp utandın mı ondan?

Yoksa bir genç kızı yalancı manşetine alet ettikten sonra böylesi bir iç hesaplaşma bile gelmeyecek kadar köseleye mi döndü vicdanın?

Ya sen Turgay Güler, aslında Sümeyye Suikasti manşetinden sonra attığın o manşetten sonra, eşin ve çocuklarına ne dedin? Bugün de bir yalan sıktık diye muzaffer bir yayın yönetmeni olarak kutlama mı yaptın evinde? Doğrusu senden bunu beklerim. Çünü o manşetten sonra da aynı iğrençlikte manşetlere devam ettirdin…

Sana bir şey demiyorum Murat Kelkitlioğlu, sen iktidar isteyince her şeyi yapagilecek birisin. Sen vicdanına değil iktidara baktığın için evinde çocuklarını ve eşini bile görmezden gelip iktidardan gelecek emre bakarsın. Onun için sana bu soruyu sormuyorum bile..

Ama asıl soruyu Emnie Erdoğan’a soracağım. Ne düşündün Emnine hanım, kızın kontrolünüz altındaki medya organlarınca yalancı manşetlere mazleme yapılınca?  Amaan olur böyle şeyler, siyasetin doğasıdır, kızımı alır pahalı alışveriş mağazalarından birine gider günü kutlarız diye mi düşündün yoksa, viddanın azcık sızladı mı? Bu kadar da olmamalı, şimdiye kadar ötekilerin medya organları bize iftiralar attı, yalanlar söyledi, demetiklerini bırakmadı, şimdi biz hem de öz kızımı bu yalan ve itiralara alet ederek aynısının bin katını fazlasıyla başkalarına yapıyoruz diye bir iç hesaplaşma mı yaptın? Ne dedin Allah aşkına.

Daha net sorayım uzun yıllar siyasetçi eşi olmak annelik ve kadınlık duygularını öldürüyor mu Emine hanım? Onun için mi sessiz kaldın kızını manşet malzemesi yapan o alçak havuz medyasına? Onun için mi sustun, onun için mi hoop bu kadar da olmaz deyip dünyayı o yalan manşetleri atanların başına yıkmadın? Diyelim Tayyip Erdoğan siyasetçi ve bu yalan deryasının içinde yalan dünya için uğraşıp duruyor, ya siz Emine hanım, o yalancı manşeti atan gazetecileri uçağınıza aldığınızda yüzlerine nasıl baktın? Kızını manşetlerine malzeme yapan o havuz medyası yöneticilerini uçatka karşında görünce miden kalktı mı Emine hanım?

Ya sen Sümeyye Erdoğan? Bizzat seni siyaset malzemesi olarak olarak mağdur göstermeye çalışıp manşetlere çekerek mağdur eden o havuz şeylerine nasıl tahammül ettin? Benden çok bir kadın olarak sen bu işin mağduru olduğu için sana fazla soru sormayacağım? Bir gün olsun babanın gözünün içine bakıp, cesaretini toplayıp “babacım bunu bana nasıl yaparsın” diye içinden geçirdin mi?

Bugün mahkeme o yalanların yalan olduğunu tescilledi ne diyorsunuz baylar ve bayanlar? Söylermisiniz o yalanları söylemeye, devam edecek misiniz?

 

 

 

Haberimizi okuduğunuz için teşekkürler…

Okuduğunuz bu metinler sesi kısılan, nefesi kesilen insanların sesine ses, nefesine nefes verme çabası. Bu çaba, karınca kararınca Nemrut'un ateşine karşı "yerimiz belli olsun" çabası. Bu çaba, 'zalim zulmederken sen ne yaptın?' diye sorulduğunda "dik durdum" deme çabası. Bu çabanın devam etmesini isteyen dostlarımız aşağıdaki ürünü alarak destek verebilirler. Desteğiniz için yürekten teşekkürler.

Bu yayınların devam etmesi için verdiğiniz destek için çok teşekkürler...

SHARE