MİT-PKK mutabakatı başarı mı, hezimet mi

MİT üzerindeki tartışmalar özünden kopartılmış bir şekilde tartışılıyor. Bana göre MİT ile ilgili tartışmalar iki ana eksende yapılmalı. Birincisi MİT-KCK ilişkisi. Bazı eski MİT görevlileri MİT’in KCK’ya sızmasını başarı gibi sunuyor. Bir istihbarat biriminin örgüte sızması elbette başarı ama MİT’in elemanlarından alınan bilgilerin güvenlik birimleriyle paylaşılmaması, bu yüzden insanların ölmesi, başarı değil tam bir skandaldır. Demokratik ülkelerde bunun hesabı sorulur ama maalesef burası Türkiye. İktidar bunun hesabını sormak yerine MİT’i koruma kalkanına alıyor. Burada kritik soru şu: MİT’in KCK’ya sızması başarıdır diyenler, kendi çocukları MİT yüzünden öldürülmüş olsaydı da aynı şeyi söyleyebilecek miydi? Gariban çocukların MİT’in istihbarat oyununun kobayı olması mı başarı?


Tartışılması gereken ikinci konu şu:
 MİT-PKK görüşmeleri başarılı mıydı? Bu konuyu gerek hükümet yetkilileri gerekse “müzakereci aydınlar” tam bir zafermiş gibi sunuyor ama ısrarla görüşmenin içeriğinde ne olduğunu da saklıyorlar. Ortada bir zafer varsa içeriğini neden saklıyorsunuz?


Her iki tartışma konusunda da MİT kaynaklı yoğun bir propaganda kampanyası olduğu görülüyor.
 Ancak propaganda gerçeği değiştirmez; iki konuda da MİT için başarılı diyebilmek oldukça zor.MİT-KCK ilişkisi bir fecaat, MİT Oslo görüşmelerinde imzalanan “mutabakat metinleri” ondan daha fecaat. Basına yansıdığı kadarıyla Oslo görüşmelerinden sonra imzalanan “mutabakat metinleri” Abdullah Öcalan’ın 2009 yılında yazıp devlete teslim ettiği Yol Haritası’nın diplomatik bir dille ifadesinden başka bir şey değil. Onca görüşmeden sonra MİT’in altına imza attığı “mutabakat metni” Abdullah Öcalan’ın yazdığı yol haritasıysa buna başarı denemez. Bu tam bir teslimiyettir. Hem de bir terör örgütüne teslimiyet. MİT bu teslimiyet ile övünüyorsa yazık bu ülkenin haline.

Nitekim bu rezaleti AKP hükümeti de gördüğü için MİT’in altına imza attığı teslimiyet metnini kabul etmemiş ve Emniyet’in önerdiği KCK ile mücadele stratejisine dönmüştürYani MİT’in başarısızlığını bizzat Başbakan Erdoğan KCK operasyonları stratejisini kabul ederek tescillemiştir. Bakmayın siz MİT kaynaklı propaganda ağızlarına. AKP hükümeti MİT’i müzakerelerde başarılı bulsaydı Emniyet’in önerdiği KCK ile mücadele stratejisine dönmezdi. MİT medya kampanyasıyla, müzakereci aydınları arkasına alıp ne kadar propaganda yaparsa yapsın Oslo görüşmeleri içerik olarak tam anlamıyla bir fiyaskodur.

İsterseniz Öcalan “yol haritasında” ne istemiş MİT-PKK “mutabakat metninde” neye imza atmış birlikte bakalım:


1)
 Öcalan Yol Haritası’nda PKK’nın silah bırakmasını değil “öz savunma gücü olarak” Kürtlerin koruma gücü olmasını istiyor. MİT’in “mutabakat metninde” bu istek kabul ediliyor.


2)
 Öcalan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu, Yeni Anayasa Komisyonu kurulmasını istiyor, bu istek MİT’in imzaladığı protokollerde aynen kabul ediliyor.


3)
 Öcalan KCK sanıklarının serbest bırakılması talep ediliyor MİT bu talebi de aynen kabul ediyor.


4) 
Öcalan Demokratik Özerklik statüsünün sağlanması talep ediliyor MİT mutabakatında bu talep de aynen kabul ediliyor.


5) 
Öcalan kendisinin ilk aşamada ev hapsine alınmasını sonra da özgürlüğe kavuşmasını istiyor MİT bunu da kabul ediyor.


6) 
Öcalan çözüm için operasyonların karşılıklı durdurulmasını istiyor MİT bunu da kabul ediyor.


7) 
Öcalan KCK yapılanmasının legal statüye kavuşturulmasını istiyor MİT bunu da kabul ediyor. Muhtemelen bunun için de KCK operasyonlarına karşı çıkıyor. Dahası, iddialara göre bölgenin KCK’ya devredilmesi de kabul ediliyor.


Ben prensip olarak barış için Öcalan’la görüşmelerin yapılması gerektiğini savunuyorum. Dolayısıyla barış önerileri sırf Öcalan’dan geliyor diye önerilerin peşinen reddedilmesini doğru bulmuyorum. Öcalan’ın Yol Haritası’nda yer alan bazı önerilerin mantıklı ve tutarlı olduğunu düşünüyorum. Örneğin Kürtçe eğitime ilişkin önerileri bence de kabul edilebilir. Kabul edilebilecek öneriler çok.

Ancak, 2006 yılından bu yana Öcalan ve PKK ile terörün sona erdirilmesi ana ekseninde yapılan görüşmelerdeMİT, PKK tarafına silahları bırakmayı bile kabul ettirememiş, aksine PKK’nın “öz savunma gücü” olarak bölgede polis olarak konuşlandırılmasını kabul etmişse, bunun adı müzakere filan değildir. Bunu kimse başarı diye de yutturamaz. Bu bir teslimiyettir ve Sevr Antlaşması’na imza koyan heyet bile böyle bir saçmalığın altına imza atmadı. Yine KCK’nın bölgede paralel devlet olarak kabul edilmesi tam bir fecaattir. MİT, PKK’nın “özerklik” talebini AB Yerel Yönetimler Şartı noktasına bile çekememiştir. Bu mu müzakere başarısı? Anlaşılıyor ki PKK, MİT’in bu teslimiyetçi tutumunu gördüğünden dolayı “AKP hükümeti en zayıf zamanında” şeklinde düşünüp Devrimci Halk Savaşı’nı yeniden başlattı. Yani MİT’in alttan alan, teslimiyetçi tutumu bırakın barış getirmeyi, PKK’yı aşırı cesaretlendirdiği için, yanlış strateji ile Devrimci Halk Savaşı başlatmasına neden oldu.

En kötüsü mutabakat tutanaklarında Kürt sorununun çözümüne ilişkin de çok şey yok. Bu zabıtlardan çıkan net sonuç şu: MİT bölgeyi PKK’ya teslim ediyor ve PKK militanlarına da “öz savunma gücü” olarak bölgeye dönüşüne izin vererek yerel polis gücü olarak maaş bağlıyor.

Bırakın Kürt sorununu çözmeyi PKK’ya silah bile bıraktıramıyor. O halde bunca görüşmeyi ve müzakereyi neden yaptınız. Madem Öcalan’ın Yol Haritası’nı “mutabakat metni” diye hükümetin önüne koyacaktınız ne gerek vardı bu kadar zahmete?


[email protected]

Haberimizi okuduğunuz için teşekkürler…

Okuduğunuz bu metinler sesi kısılan, nefesi kesilen insanların sesine ses, nefesine nefes verme çabası. Bu çaba, karınca kararınca Nemrut'un ateşine karşı "yerimiz belli olsun" çabası. Bu çaba, 'zalim zulmederken sen ne yaptın?' diye sorulduğunda "dik durdum" deme çabası. Bu çabanın devam etmesini isteyen dostlarımız aşağıdaki ürünü alarak destek verebilirler. Desteğiniz için yürekten teşekkürler.

Bu yayınların devam etmesi için verdiğiniz destek için çok teşekkürler...